Retro Nedir? Ne demek bu retro?

 

Bu aralar çok takıldığım, sinirden kendimi kaldırıp yerlere atasımız gelen bir mevzu var. –Kendini kaldırıp yerlere atmak da değişikmiş ha! Bir nevi surface to surface missile oluyorum yani. Jargon da SSM diye geçer. Neyse, konumuz bu değil. Zaten hem bireysel hem örgütsel silahlanmaya karşıyız. Anti militaristiz oğlum biz!

Toparlayacak olursam; ben bu aralar retro giyim ve retro aksesuar konusuna fena taktım.

Kadıköy – Cihangir gibi semtlerde adım başı açılan retro dükkanlardan gına geldi bana gına!

İsimler de değişik değişik; yok anneannemin sandığı, yok babaannemin sepeti, yok eltimin çeyiz bohçası…

İyi de bu retro nedir?

İşin külliyatına girmeyeceğim ve herkesin anlayabileceği bir dille kısaca anlatacağım.

Aga bunlar şimdi bit pazarlarına gidiyorlar tamam mı?  Böyle Kurtuluş Son Durak’ta filan kurulur. Çalıntı mal, icra malı, junkylerin doz almak için sattıkları kıyafetler, mevta kıyafetlerinden filan teşekküldür. Bunları üç beş kuruşa toplayıp, gelip Kadıköy’de, Cihangir’de tırnak içinde söylüyorum “keyifli” dükkanlarında %250 karla millete iteliyorlar. Retro ne demek? Retro işte bu demek!

Retroyu öğrendiğimize göre şimdi gelelim bu saçmalığın hedef kitlesine. Bu kitleyi ekseriyetle memleketimin reklam ajansı çalışanı, plaza kölesi, hipsterı mipsterı teşkil ediyor fakat kitle sürekli genişleme ve çeşitlenme eğiliminde.

E babacım hani tüketmeyecektiniz siz? Hani boykottu, hani ekonomiyi kilitliyordunuz? En çok da siz tüketiyorsunuz ha kaşla göz arası. Haftada bir içtiğiniz mocha’nın dünya ve ülke ekonomisine micro ölçekte gerçekleşen etkisine olan özgüveniniz ve mocha içmeyi bırakarak bir dünya devrimine ulaşabileceğinize olan sarsılmaz inancınız gülmekten gözlerimden yaş getirmişti ama yine de ne bileyim, hani tutarlılık açısından tüketmeseniz bari.

Ayrıca o dar, kısa paçalı pantolonlar filan nedir öyle ya? O şile bezinden çantalar nedir? Hadi hepsini geçtim o altındaki kırmızıya boyanmış Bisan bisiklet nereden çıktı?

Neymiş? O da Retro. Kapıcının 80’lerde arkaya taktığı sepetle bakkaldan apartmanın ekmeğini alıp taşıdığı Bisan bisiklete vur kırmızı sprey boyayı, vur pembe sprey boyayı, vur mor sprey boyayı itele hipsterlara. Ya ayıptır be!

Hipster demişken, reklam ajansı demişken, ya bu Türkiye’deki reklamcılık ne olacak agacım be ha?

İzle dünyada yapılmış güzel işleri kopyala sür piyasaya. Sonra neymiş üretiyormuş da, yaratıcıymış da…

Biz kaz mıyız lan?

Yakınlarda bir Türk Telekom reklamı vardı öyle. Önden ver biraz hip hop tınısı, daya üzerine Emir Kusturica filmi atmosferini, balkan müziğini…Ne oldu? Ben reklam yaptım. Ya bi gidin adamın asabını bozmayın ya!

O sakalları da bi kesin artık. Siz nasıl çorba içiyorsunuz lan o sakallarla!

Yeter tamam sinirlendim ben yine! Tamam kapat! Kapat ya, yeter bu kadar!

 

759 total views, 3 views today

Author: Fonetika

Share This Post On

1 Comment

  1. bu nasıl bir dil agacım ha

    Post a Reply

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This