Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

Ölümden çok korkan ve sonsuza dek yaşamak isteyen benim gibi bir insan için, Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş’un arka kapağını okumak son derece heyecan ve umut vericiydi.

 “Adı bilinmeyen bir ülkede, dünya kuruldu kurulalı görülmemiş bir olay gerçekleşir. Ölüm, o güne karar yerine getirdiği görevinden vazgeçer ve hiç kimse ölmez. Bir anda ülkeye dalga dalga yayılan sevinç, çok geçmeden yerini hayal kırıklığı ve kaosa bırakır.(…)”

 
ölüm bir varmış bir yokmuş
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Sevinci anlayabilmiş ama hayal kırıklığı ve kaosa anlam verememiştim. Ölmüyorsun işte, daha ne isteyebilirsin ki diye düşünmeden edememiştim. Ama içten içe, ölümün iyi bir yanını görmek vardı yüreğimde, daha az korkulur bir şey olmasını arzu ederek okumak istedim bu kitabı. Ve nitekim de öyle oldu.

“Ertesi gün hiç kimse ölmedi.” diye başlayan müthiş Saramago romanı, “Ertesi gün hiç kimse ölmedi.” diye bitiyor. 

Kendisinden rahatsız olan insanların, sonsuz yaşamın nasıl bir şey olacağını  görmelerini isteyen ve bunu bizzat mektubunda dile getiren ölüm, bir ülkeyi terk eder ve hastanelerdeki yaşlı, kaza geçiren veya can çekişen insanlar ; hatta intihar eden, organlarını kaybedenler bile ölmez. Fakat ülke halkına yayılan sevinç, bir anda bir balon gibi söner; insanlar acı çeken ve mutlaka ölmesi gereken yaşlılarını, hastalarını öldürmenin yollarını ararlarken bundan nemalanan gruplar çıkar ortaya. Sonrası belli işte, devlet-mafya ve din üçgeni… Ve Saramago’nun keskin zekasıyla bütün bunlara getirdiği ağır bir eleştiri…

 
death
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Ülkede bütün bunlar yaşanırken ölüm bir gün apansız gittiği gibi apansız geliverir. Ama ne geliş! Bir anda eceli gelen milyonlarca insan ölür. 

Ölüm, şimdiye kadarki acımasız ve haksız uygulamalarından, insanlara haber vermeden canlarını kalleşçe almış olmaktan duyduğu rahatsızlığı dile getirerek geri döner ve sevdikleriyle vedalaşmaları, sorunlarını çözmeleri ya da miraslarını yazmaları için ölecekleri günü bir hafta öncesinden haber vereceğini söyler.

İnsanlar büyük bir korku ve endişe ile her sabah posta kutularında “eflatun” renkli bir zarfın olup olmadığına bakarlar. İnsanların ölecekleri günü bilmelerinin yarattığı depresyon, sapkınlık ve ahlaki çöküş gözler önüne serilir romanda.

Ve bir gün ölümün gönderdiği eflatun renkli zarf geri gelir, herkesi elinin tek bir işaretiyle öldürme kudretine sahip ölüm, ne yapsa bir viyolonselciyi öldüremez, sonunda bu adamı merak edip evine gider ve ona aşık olur; evet ölüm bir kadındır. Ve ertesi gün hiç kimse ölmez. 

Ölümün, neden öldüremediği bir adama aşık olmasını şu sözlerinden anlıyoruz aslında: ” Senden başka hiç kimsenin yapamadığını yapmaya alışık olan sen, kendini güçsüz ve eli kolu bağlı hissediyorsun, sıfır sıfır yedi numaralı öldürme yetki belgen bu evde geçersiz, ölüm olduğundan bu yana gururunun hiç bu kadar incinmediğini hissediyorsun.” Aşk,  tam da böyle bir şey aslında, böyle bir ruh haliyle filizlenen bir şey; bunları hisseden “dişi ölüm”ün, viyolonselciye aşık olmaması garip olurdu.

 
ölüm bir varmış bir yokmuş
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Bir de Saramago’nun ölümü neden kadın olarak algıladığı mevzusu var ki, üzerine bir dolu söz söylenmiştir. Yazar bu konuyu şöyle aydınlatır: ” …Öte yandan ölümün bir kadına dönüşmüş olması da bir tesadüf sonucu olmamıştır. Ölüm kelimesinin de kadın kelimesinin de tanım edatlarının dişil olmasının bunda etkili olmadığı bilinmelidir. Bu çerçevede dış dünya ile ilgili tecrübesi son derece yetersiz olan, özellikle de duygular, arzular ve eğilimler konusunda acemi olan tırpan, ölüm ile olan konuşmasında ne tür bir adamı baştan çıkarmak istediğine dair soruyu yönelttiğinde, hedefi şaşırtıcı bir şekilde tam on ikiden vurmuştu. Evet, anahtar kavram buydu, baştan çıkarmak.”

Noktalama işaretleri ve yazım kuralları hiçe sayılarak ve çoğu zaman paragraflara bölünmeden yazılmış bir roman bu. Ama konu ve Saramago’nun fikirleri o kadar ilginç ve etkileyici ki tüm bunlar göze batmıyor.

314 total views, 1 views today

Author: Esen Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This