Kimdir Bu Oblomov?

İvan Gonçarov’un başyapıtı Oblomov, ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap arasındadır. Romanın başkahramanı Oblomov, (İlya İlyiç) eylemsizliğin simgesi olmuştur. Öyle sanıyorum ki hayatınızda Oblomov kadar tembel bir insanla karşılaşmamışsınızdır.

Nasıl biridir Oblomov?

Tembelliğin doruk noktasında yaşayan, çocukluğundan beri bütün işlerini hizmetçilerin yaptığı  bir Rus soylusudur. Babasından kalma Oblomovka adlı köyün efendisidir.

 
oblomov
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Otuz iki otuz üç yaşlarında, hoş görünümlü, yüzü hareketsizlikten ve rehavetten rengini kaybetmiş bir asilzadedir. Üzerinde, kendisini iki kez saracak genişlikte Acem işi, sürekli giydiği, her hareketine uysal bir köle gibi boyun eğen bir hırkası vardır.

Çok zorunlu bir durum olmadıkça – bazen olsa bile- evinden hatta odasından dışarı çıkmayarak sürekli yatağında uzanır. Yorulduğu, hasta olduğu ya da sırf keyfi öyle istediği için uzanmaz;  uzanmak onun doğal halidir.

Evinin pencerelerinde, güneşli günlerde dışarıyı sisli ve karanlık görecek kadar toz vardır ; aynı tozu odadaki aynada da görebiliriz; ayrıca masada bir önceki akşam yemeğinden kalma kirli tabaklar vardır ve  duvardaki resimlerden püskül püskül örümcek ağları sarkar. Uşağı Zahar’ı,  odasını temizlemediği için azarlasa da  uşak, efendisi evden çıkmadığı için temizlik yapamadığını söyler. (Aslında tembellikte Oblomov’la yarışan Zahar’ın bahanesidir bu.)

oblomov-1
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Odasındaki gazete bile geçen yıldan kalmadır, yazı masasındaki hokkaya batırdığınız bir kalemle mürekkep yerine ürkmüş bir sinek bulursunuz.

Zevksiz döşenmiş ve bir sürü ıvır zıvırla dolu odası çok yönlüdür, hem uzanır hem misafirlerini kabul eder hem de çalışma odası olarak kullanır. Ama çalışma odası olarak kullanması kesinlikle çalıştığı anlamına gelmez.

Sabahları çok geç uyanır, kahvaltısını yapar, sonra tekrar uyur; akşamüstü uyanır, yemeğini yer, bir ağırlık çöker üstüne, sonra tekrar uyur.

Uşağı Zahar’ı çağırır, ama ona ne söyleyeceğini unutur;  yine çağırır, yine unutur. Burnu aksa, Zahar’a kızar, kendiliğinden düşünüp mendil getirmediği için. Zahar da mendili boş sandalyelerin üzerlerini yoklayarak arayacak kadar kayıtsızdır, efendisinin ikide bir kendisini çağırmasından rahatsızdır, Oblomov’un istediği hiçbir eşyanın yerini bilmez ve efendisini “her şeyini kaybetmekle “suçlar. 

Efendisi odadaki güvelerden, tahtakurularından şikayet ettikçe ne var ki benim odamda da pire var, diyecek kadar vurdumduymazdır. Hatta tahtakurularını ve pisliği ben mi icat ettim diyerek savunur kendini.

oblomov-
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Elbiselerini asla kendisi giymez, uşağı giydirir. Kafası bir türlü gerçekleştiremediği planlarla doludur, sahibi olduğu Oblomovka ‘ya gitmek ister; ama gittiği görülmemiştir. Bütün işlerini kendisini dolandıran bir kahyaya emanet etmiştir. Hatta Oblomov,  bu dolandırıcının farkında olduğu halde Oblomovka’ya gitmez; çünkü kolunu bile kaldıracak mecali yoktur. Bütün işlerini yarına erteler, yarın olduğunda da ertesi güne…

Oblomovka’ya gönderilmek üzere bir mektup yazmaya çalışır; ama bir türlü bitiremez, ufacık bir imla hatasından dolayı bitirmek üzere olduğu mektubu yırtıp atar, yeniden yazmaya gücü olmadığı için de yarına bırakır bu yazma işini.

 

Kahramanımızın çok iyi bir dostu vardır. Oblomov ile taban tabana zıt bir karakter: Ştoltz. Bu yakın dostu, çocukluk arkadaşı Oblomov’u içinde bulunduğu rehavetten kurtarabilmek için Olga ile tanıştırır. İlk zamanlarda Oblomov,  Olga ile hayata tutunsa da sonradan Olga’nın sorumluluğunu almaktan korkar ve onu terk eder.

 

Son sözleri Ştoltz’a bırakıyorum:

“Zekaca kimseden aşağı değildi, tertemiz, billur gibi bir ruhu vardı. Asil heyecanları olan bir insandı. Ama hiçbir şey yapmadı.”

oblomov-1
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

685 total views, 2 views today

Author: Esen Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This