Game of Thrones

Valar Morghulis…

valarmorghulis
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Game of Thrones, şu sıralar dünyayı kasıp kavuran bir dizi ve aslen o diziye senaryo kaynağı oluşturan roman serisinin ilk kitabının adı. Ne dizi ne de seri henüz tamamlanmadı. Hazır daha tamamlanmamışken, üstüne bir iki kelâm edeyim istedim.

Hikâye aydınlanmanın bir hayli uzağında olan, kültürsüz, cahil bir halkın koca dünyanın her yanında aynı tükenmişlik, aynı sefalet, aynı yobazlık, aynı bağnazlık içerisinde, köle gibi yaşadığı bir orta çağda geçiyor. Yalnız bu bildiğimiz orta çağ değil, yeni orta çağ. Bu son saptamamın ardından hikâyenin aslen geçmişte değil, gelecekte geçtiğini net bir şekilde söyleyebiliriz. Toplumsal yapıya ve algıya, olay örgüsüne baktığımızda da çok uzak değil, bayağı yakın bir gelecek olduğunu da düşünebiliriz.

Tabii R.R. Martin, romanını zaman ve mekân belirtmeksizin yazdı/yazıyor, orası aşikâr. Ancak şundan emin olabiliriz ki dünyamızın gelecekteki halidir Westeros ve Easteros. R. R. Martin, geleceği anlatmıyorsa bile geleceğe gönderme yapıyor. Tüm bilimkurgu ve fantastik romanlarda da bu yapılır zaten.

Game of Thrones
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Bu resmi de 7 Krallık ve Kuzey’i görebilmeniz için verdim.

game-of-thrones
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Şiddet, karışıklık, yozlaşma, cehalet, ahlâksızlık ve bunların yanında doğal afetler, doğal olmayan başka tezahürler, felâketler. Sürekli bir güç dengesi yaratma çabası ve çok zor, uzun geçeceği tahmin edilen güç savaşlarının bir anda, çabucak sonlanması. Dengelerin çok çabuk değişmesi, güç odaklarının güçlerinin bir anda yerle yeksan oluşu. Her şeyin mümkün olduğu bir dünya. Tam bir yeni orta çağ.

Kültürün yerini kültürsüzlüğün alması. Güzelliklerden çok çirkinliklerin olması. Barbar ile medeni arasındaki çizginin çok ince olduğu ve hatta neredeyse yok denecek hale geldiği, değerlerin ise topyekün tepetaklak olduğu bir hikâye var ortada. 7 Krallık böyle!

Yakın geleceğin kısa metrajlı bir ön gösterimi Game of Thrones. Şimdi bu ön gösterimden bir miktar izlenim paylaşayım. Hikâyede her şey mümkün demiştim ya, gerçekten öyle. En güçlü ve önemli figür bir anda yok oluyor ama siz bunu hazmedemeden yerine yenisi geliyor. Kahramanlar da, hainler, düşmanlar, kötüler kadar sık ölüyor, kimin ne zaman öleceği, kimin başına ne geleceği hiç belli değil. Özenle yeşertilen, büyütülen bir karakter ansızın, hem de tam istenilen yere gelmeye yaklaştığı anda yerle yeksan olup çekiliveriyor sahneden. Burada da en rahat yaşayanlar, omurgasızlar, yani sürüngenler. Hiç bir şeyi çok iyi yapamayan ama her şeyi biraz, sinsiliği en çok bilenler en uzun süre hayatta kalıyor, olaylara en çabuk uyum sağlayanlar oluyor. Güç dengeleri değişse de onlar yerlerini koruyor ya da yeni konumlar elde ediyorlar.

Bunca orta çağa dair olgunun yanında bir de tarih öncesi, Kelt Destanlarından çıkma ögeleri görüyoruz ve onlara da uyum sağlıyoruz hikâyede. Bu gerçekdışılık ve mantıksızlıklar vız geliyor okuyucuya/izleyiciye. Ak yürüyenler, troller, zombiler, cadılar, kara büyüler ve tüm bunlar yetmiyormuş gibi aniden ortaya çıkan dini yobazlıklar bir damla etkilemiyor kimseyi.

Mantık dışılıkları yadsımadan kabul ediyor okuyucu/izleyici, bu duruma çok çabuk adapte oluyor. Kardeşiyle aşk ilişkisi yaşayan birisine -hikâye ilerledikçe- sempati duyar hale geliyor. Normalde toplumca kabul etmediği ve ayıpladığı bu durumu yadsımadan uyum gösteriyor.

game-of-thrones-1
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

 

Efsaneyle gerçeklik karışıyor, olmaz denilen oluyor, ölmez denilen ölüyor ama yine devran dönüyor. Kimse kitap okumuyor, kitap okuyanların sayısı, hatta okuma yazma bilenlerin sayısı nüfusun %1’inden bile az. Yeminler büyük önem taşıyor ama bir o kadar da kolay bozuluyorlar. Bunların yanında bu cahil halk da güce tapıyor, çok çabuk taraf değiştiriyor. Yeni gelen eskisini aratınca hemen yine eskisini geri getirmek istiyor ama eskisi giderken hiçbir şey yapmadığı için de kendisini suçlu görmüyor. Ahlâk tacirlerinin ahlâksız, namus tacirlerinin namussuz, din bezirgânlarının genelde dinsiz, demokrat geçinenlerin gerçekte faşist olduğu bir güzel yeni orta çağ!

 

game-of-thrones
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Bu resmi de 5. sezon finalinde Khaleesi yani Daenerys Targaryen’in nerede olduğuna dair bir fikir edinmeniz için verdim.

Şimdiden söyleyeyim, insanlığın gidişatı budur! Günümüz toplumunda da durum budur ya da buna çok yakındır. Çok ayıplanan, adi suç sayılan bir sürü suça bulaşmış insanı, “güzel yalan söylüyor“, “duymak istediklerimizi söylüyor” ya da “bizim olmak istediğimiz, yaşamak istediğimiz gibi yaşıyor” diye desteklemiyoruz muyuz? He biliyorum biliyorum siz AKP’ye oy vermediniz! Ancak toplumun yarısına yakını verdi! Geri kalanın da yarısı faşist iki partiye oy verdi.

Türkiye Game of Thrones hakkında bölüm sonralarında sosyal medyada en çok içerik üreten ikinci ülke ve Amerika’ya çok az bir farkla geçiliyoruz. Neden diye düşündünüz mü? Bize çok uyduğundan olabilir mi acaba?

Valar Dohaeris…

valardohaeris
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

 

1,513 total views, 2 views today

Author: Savaş Eroğlu

Share This Post On

1 Comment

  1. Game of Thrones başlığını görünce diziden bahsediyor sanmıştım ama neticede siyasete bağlandı yazı ne işse… Olsun ama yine de iyi bir yazıydı.

    Post a Reply

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This