American Sniper

American Sniper

Film, gerçek insanların hayatlarından kurgulanarak yapılmıştır, önce bunu yazalım. İsmi geçenlerin hepsi gerçek kişiler, ancak hikâye gerçeğin biraz sine-masallaştırılması, izleyiciye istediğini verme üzerine kurulu. Bir kere şunu söylemek gerek; Chris Kyle filmdeki Mustafa adlı keskin nişancı ile aynı dönemlerde orada bulunmuyor, böylesi bir mesafeden birisini vuruyor ama bu vurduğu kişi, filmdeki Mustafa değil. Bunu yazdım ya içim rahat etti. Şimdi devam edebilirim.

Bazı diğer konuları da ekleyeyim; filme çok büyük tepki var bizim dinciler r4biacılar tarafından. Onlara da bir çift lâf edeyim, Amerika oralara girerken, senin r4biacı Recep Tayyip Erdoğan ile anlaşma yaparak girmişti. Daha bir gık demedi Irak için! Siz de demediniz r4bia kardeşliği, şimdi Chris Kyle’ın filmi çıktı, selamün aleyküm diyen adamları Allah Allah naralarıyla saldıranları haklıyor diye mi canınız sıkıldı? Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derler ya hani, işte öyle bir şey.

Filmi büyük keyifle izledim. Deyin ki “niye öyle bir şey yaptın amk?” İzledim işte. Filmin amacı da buydu. Otursun insanlar izlesinler. Ötesini berisini düşünmesinler. “Sheriff”i iş başında görsün dünya diye yapılmış film. Temposu, sinema dili olarak kuvvetli olması gerekiyordu, yoksa kimse izleyemezdi filmi.

american-sniper
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Clint Eastwood amcamız Amerika’yı Amerika yapan değerlere dair filmler çekmesiyle ünlüdür. Öyle yapmış bir kere daha amca. Deniz komandoları (SEAL’s) Amerika Birleşik Devletleri’nin en önemli ekonomik argümanıdır. He he ekonomik dedim. Paranın satın alamayacağı her şeyi satın alan bir alım gücü vardır. Tabii mekanize tümenler ile birlikte olursa, daha da yükselir alım gücü.

İşte bu dünyanın en kuvvetli ekonomik argümanı elinde silah tutar. Bunların sırtlarını pek, karınlarını tok tutmak gerekir. Bu ekibin karnı toktur ama sırtının da pek olması gerekir. Kolay değil evinden 10.000 km. duruma göre daha da uzaktaki bir yere, kelle koltukta gidiyorsunuz. Birilerinin yurtlarını, evlerini, arazilerini, o birilerine “demokrasi ve özgürlük götüreceğiz” diyerekten kana buluyorsunuz. Zor zanaat!

Dünyada savaştan yorulmayacak, savaştan bıkmayacak şekilde tasarlanmış tek ülke, sanırım Amerika Birleşik Devletleri’dir. Dünyada bu kadar silahın evlerde durduğu bir başka ülke sanırım yoktur. Silaha bu kadar aşina bir milletin onu kullanmak için alana ihtiyaç duyması gayet normal. Dedim ya ülke çok iyi dizayn edilmiş. Değerler belli. Bakmak isteyene Haklar Bildirgesi orada, açsın okusun. Bizden silahı alamazsın diyor. Silah olacak diyor!

Ülkenin dış tehdidi ise ülke bazında yok! Terörist eylemler bazında var. Halk, 1929 yılında başlayan süreç içerisinde sürekli bir şeylerden korkutulur halde. Korku ile yaşıyorlar ve yine korku ile yönetiliyorlar. Bu korkunun karşısında dayanılacak tek gerçek ise Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığı. Bu güçlü ülkenin, bu ordusu ile dünyanın (gbkz: Sheriff)liğini yapan ülkenin bir parçası olmak. Ülkenize güvenin, ordunuza güvenin, patriot (vatansever) olun, güvenmekten öte bu ülkeye hizmet edin! Orduya katılın!

american-sniper
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Ambrose Bierce’in bir sözü vardır;  “Savaş, Tanrı’nın Amerikalılara coğrafyayı öğretme biçimidir” şeklinde.  Amerikalılar Coğrafya öğrenmeye doyamıyorlar bu yüzden, çünkü onlar Tanrı’ya güveniyor (in god we trust), Tanrı da onlara öğretmeyi seviyor. Tanrı bu işte, “malı istediğine, imanı isteyene veriyor, coğrafya dersini de Amerikalılara!

İşte bunca ders yoğunluğu içinde, bir sürü olay çıkıyor. Ders olunca, bu derslerde başarılı olanlar çıkıyor. Ders çok, olay çok, başarı da olmalı. Sadece o demokrasi götürülen ülkelerin, enerji kaynaklarına çöreklendiğini, o demokrasi götürülürken yıkılan şehirlerin yeniden imarları için alınan inşaat ihalelerinin hep Amerikan şirketlerine akacağını falan anlatmakla vatandaşı telkin edemezlerdi. İşte bu başarılı olanları anmak, onlara bir pâye vermek gerekiyor. American Sniper tam da bunu yapıyor. Ordusundaki kahramanları yüceltiyor. Amerikan Ordusundaki işleri gözler önüne seriyor.

american_sniper_
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

 

Filmin en çok eleştirildiği nokta, savaşa karşı, militarizme karşı sorgulamayan bir tavır takındığı yönünde oldu. Ben buna katılmıyorum. Filmde çok ağır bir şekilde Irak’ta ne yaptığını sorgulayan bir karakter vardı Marc Lee adında. Gerçek bir insandı ve Irak’ta hayatını kaybetmişti gerçekten de. İşte o çok kalın eleştirilerde bulunuyordu. Filmde gerçek hayatta yazdığı son mektubunun ilk paragrafı okunuyor. Bu bile yeterince eleştiri getiriyordu bu yanlış savaşa!

Buraya Mark Lee’nin evine yolladığı son mektubun bir kısmını veriyorum, filmde de bu bölüm okunmuştu;

İhtişam, bazı insanların peşinden koştuğu, bazılarınınsa hiç uğraşmadan elde ettiği bir şeydir. Her iki halde de bahşedilen kişi için bir asalet işaretidir. Benim sorum şu ki; ihtişamın o ilk zamanlardaki pırıltısı söndükten sonra, verdiğiniz savaş, şayet adil olmayan veya haksız bir savaş ise; böylesi bir yakıp, yok edişin kime, ne  faydası var?

Ben savaşı gördüm ve ölümü gördüm!

Diğer bir konu da Chris Kyle’ın karısı Taya‘nın duruşuydu. O da savaş karşıtıydı ve bunun mantıksız olduğunu düşünüyordu. Tüm repliklerinde savaş karşıtı sözler var.

american_sniper
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Filmin baş karakteri Chris Kyle ise tam anlamıyla az okumuş, çok inanmış bir vatansever. Özünde iyi bir adam ama sorgulayan bir tip değil. Klâsik bir şekilde bir şey olduğunda “bunu bize kim yaptı?” sorusuyla harekete geçen zihniyeti simgeliyor. Akıl; “biz bunu hak edecek ne yaptık?” veya  “bize bunları yapmalarının sebebi ne olabilir? biz nerede hata yaptık?” sorularını sormakta saklıdır. Bunlar Chris Kyle’ın soracağı türden sorular değil, o ilk soruyu sorar, “bunu bize kim yaptı?” ve aldığı cevap/hedef ona tatmin edici görünürse, onları cezalandırmak için var gücüyle çalışır! İşte bu tip adamlar Navy SEAL’s için biçilmiş kaftandır. En kral askerler bu tiplerden çıkar, sadece Amerika özelinde değil, tüm dünyada durum budur!

Film çok Amerikan propagandası yapıyor! falan filan diyenler var…

E zaten amacı bu filmin! Bu bir propaganda filmi. Günümüzde bir filmin bütçesi 5 milyon USD’den fazlaysa hele de bu film gibi yaklaşık 58 milyon USD para harcanmışsa amaç bir şeyin reklâmını yapmaktır. Böyle bütçeler, sanat için ya da kültür için ortaya koyulmaz. Böylesi paralar bir şeyi satmak için ortaya koyulur. Bazen bir otomobili, bazen bir tüfeği, bazen bir uçağı, bazen de bir ülkenin değerlerini satmak için ortaya konur böyle paralar. Dünyanın gelmiş geçmiş en güzel 100 filminin bütçesi toplamı bu parayı biraz geçer. Sanat paraya ihtiyaç duyar, ancak bu kadar çoğuna değil. Burada yapılan sanat değildir, bir filmde sanat arıyorsanız, Cannes, Sundance gibi film festivallerinde gösterilenleri takip edin. Tavan bütçe 10 milyon USD civarıdır. Sanat onlarda vardır. 50 Milyon Doları sanat için ortaya koymazlar.  Gidin sanatı oralarda arayın. American Sniper’da propaganda değil de sanat olsa yapımcılar batardı, zaten adı da American Sniper olmazdı. Indian Summer falan olurdu belki, daha bir buruşmuş yapraklar, daha bir pastel renkler, daha bir bakışmalı, daha bir derin, daha bir, daha bir…

american_sniper
  • Pinterest
  • Facebook
  • Twitter

Neden bu az bütçeli filmlere “bağımsız film” diyorlar biliyor musunuz? İşte yatırımcılar parayı dayamıyorlar, yönetmenler rahat ediyor, istedikleri gibi film yapıyorlar. O yüzden bağımsız film oluyor adları. Mercedes’in reklâmını yapmayı, macbook’u burnunuza, Coca Cola’yı, Jack Daniels’i gözünüzün içine sokmuyorlar.

Sözün özü, bir savaş filmi için iyi diyebilirim, şayet niyetiniz savaş filmi izlemekse. Başka bir şeye bakıyoruz, karakterleri çok derinleştirmiyoruz, çünkü ana karakter çok derin değil. Bu şekilde izlemek için güzel bir savaş filmi. Aşağı yukarı bildiğimiz, bu dönemin bir gerçeğini sinemasallaştırmış bir şekilde izliyorsunuz, beni bu yönüyle tatmin etmiş durumda.

 

Film hakkında kısa bir sözlük de vermek istiyorum, çünkü çok fazla argo ve argo deyim geçiyor filmde. Bir de bunlara kısaltmalar şunlar bunlar eklenince bayağı bir sözlük ihtiyacı hasıl oluyor.



* Leavenworth
Amerika’daki Askeri suçluların da yollandığı federal hapishane ve onun olduğu şehir. Şehirden çok hapishane akıllara kazınmış durumda. Birisi seni Leavenworth’a yollarlar dediğinde direkt hapishane akla geliyor, ve şehrin adı = hapishane durumunda.

* ROE – rules of engagement tabirinin kısaltması.
Angaje olunmuş kurallar, çatışma kuralları, muharebe kuralları şeklinde çevrilebilir.

* Helluva

Aslında “hell-of-a” tabirinin argo halidir. Zamanla o bile uzun gelmiş Amerikan abilere, ablalara. Argo halini bulmuş  bileşik halde “helluva” diyorlar.
Anlamı ise “gerçekten, acayip, dehşet, müthiş, gerçek” falan gibi bir şey oluyor. Mesela “hell-of-a shot” yerine “helluva shot” diyorlar. Filmin başlarında Chris Kyle, babasıyla avlanırken, babası tarafından helluva shot deniyor.

* The Book of Acts – Elçilerin İşleri
Filmin başlarındaki klise konuşmasını Amerika’daki pek çok izleyici ve hatta film eleştirmeni bloggerler bile anlayamamışlar. Burada bir karışıklık söz konusu. New Testament‘in -ki biz buna Yeni Ahit diyoruz- Luca bölümü ya da buna Luca İncili diyelim, işte onun ikinci bölümüdür The Book of Acts. Bizim dilimize çevirdiğimizde “Elçilerin İşleri” diyoruz.

* Belt Buckle – Kemer tokası –

Belt Buckle kemer tokasıdır, ancak filmde bahsedilen sıradan kemer tokaları değil. Rodeolarda kazanılan, o rodeonun yapıldığı şehre ve turnuvaya özel kemer tokaları. Her turnuvanın farklı kemer tokası oluyor. Bir nevi şampiyonluk kupası gibiler. Gerçek hayatında da Chris Kyle, bu kemer tokalarının çoğunu kazanmış. Hatta neredeyse bir rodeocunun erişebileceği en üst noktaya erişmeye oldukça yakınmış. Sonra orduya katılınca bırakmış haliyle.

* Buckle Bunny

Bu da bir Rodeo argosu. Amerika’da başarılı rodeocuların peşinde koşan, tıpkı şu Amerikan Futbol takımlarının amigo kızları gibi bir grup var.
Bunlar biraz hafif meşrep oluyorlar. Tüm istedikleri rodeocuları ayartmak, onlarla birlikte olmak. Ciddi ilişkiler olarak bakmıyorlar duruma, rodeocular için de durum aynı. Rodeo işlerinde önemli bir figür bu hatunlar diğer taraftan. Rodeo anladıklarını da belirtelim, öyle hepten de boş beleş takılmıyorlar oralarda. Ayrıca rodeocular da bu hatunların tepkilerini önemsiyorlar. Anlayacağınız sektörde önemli yere sahipler.

* SEALs  Deniz Komandoları Birliği
Bizdeki SAT komandolarının muadili desek anlatmış oluruz. Yaklaşık 2000 personelden oluşan çok iyi eğitimli elit deniz komandoları birliği. Dizilerde, filmlerde Deniz Komandosu olarak çevrilir bu isim, ben olsam SAT ya da SAS diye çevirirdim. Burada bir noktaya değinmek gerek, Deniz Komandolarç çok özeller, Marine’lerden farklı olarak çok uzun eğitimlerden geçiyorlar. En az 18 ay süren bir eğitimden geçiyorlar. Bunun dışında filmin baş kahramanı Chris Kyle gibi olanları da yeteneklerine göre bazı diğer eğitimlere girerek bu sürenin üstüne en az bir 6 ay daha ekliyorlar. Chris Kyle, kendi eğitiminin üstüne 6 aylık keskin nişancı eğitimi de almış mesela. SEALs’a başvuruda bulunup eğitimlere girmeye hak kazanan her 10 kişiden sadece 4 tanesi mezun olup bir deniz komandosu olmayı başarabiliyormuş.

* Fleet-Meat –
American argosunda, özellikle de donanmada; donanmaya katılan ancak kısa süre sonra dayanamayarak, vazgeçen kadın askerler için kullanılan bir sıfat.

* Dr Pepper

Amerika’nın en eski kola üreticisi. Coca Cola’dan 1 yıl daha önce üretime başlamış. 23 farklı aromalı ürünü var. Bundan dolayı argoda aldığı çok daha acayip bir anlamı var ki o da; “partneri ile bütün pozisyonlarda sevişmek” yani anlayacağınız tam olarak hardcore takılmaya, 23 farklı çeşidi oluşundan ötürü Dr Pepper deniyor. Filmde bu anlamıyla kullanıldığını düşünmüyorum ama yine de bilgidir diye yazdım.

* Gap

Amerikan giyim markasıdır, ülkemizde de mağazaları var.

 

*Squirrel

Filmde “Case” adlı karaktere, BUD eğitimleri sırasında eğitimcilerden birinin taktığı lâkap, tabii sincap anlamına geliyor. O andan itibaren hep o isimle anılıyor. Özel isim halini aldığı için hep Squirrel olarak yazılmasından yanayım.

Bir eğitim sahnesinde ekip lideri eğitmen çavuş; “Squirrel Squirrel Squirrel where’d fuck hide your nuts?” diye soruyor. Burada erkek sincapların vücutlarına göre oldukça büyük olan testisleri üzerinden, bir cesaret göndermesi var. “Nerede senin taşakların?” ya da “nerede senin cesaretin?” diye çevirilebilir.  Fakat Squirrel’in verdiği cevaba baktığımızda işler değişiyor. Çünkü cevabı, “suyun içindeler, büzülüp içlerine çekildiler ama yine de sıcaklar” şeklindeydi Squirrel’in. Askeriye işte, ne konuşacaklardı adamlar? Küfür olacak, erkeksi organlar olacak konuşmanın içinde.

* Nuts

Testisler anlamına gelir argoda. Normalde “Nut” yani fındık, çoğulu da “Nuts” fındıklar olması gerekiyor, ancak filmde hiç bu anlamıyla kullanılmıyor.  Testis’ten anlam genişleterek cesaret anlına da geliyor. Fakat filmdeki kullanımıyla cesaret anlamına gelmiyor, testisler anlamına geliyor.

* Scumbag

Argoda çok aşağılık kimse, ciğeri beş para etmez kişi anlamına geliyor.

* BUD
Basic Underwater Demolition’ın kısaltması. Bu, bir nevi bizdeki SAT Komandoları eğitiminin benzerinin verildiği bir okulun ismi. SEALs için personel eğitiyor.

* Aim small miss small

Küçük hedef, garanti atış.
Hedefi küçük seç ki ıskalamayasın!
Bu deyimin bizde bir karşılığı yok. Bu yüzden karşılamakta zorluk çekilebiliyor. “Ne dediğini anlayalım, karşılaması eksik kalsın” derseniz onu açıklayayım. Uzun mesafeli atışlar yaparken, hedef olarak seçtiğiniz objeyi kaçırmamak için doğru yöntem hedefin kendisini değil de hedefin üzerindeki hedefin daha küçük bir bölümünü seçmeniz gerekli. Filmde de anlatıldığı gibi, meselâ bir adama nişan alıyorsanız, adamın gömleğini değil de gömleğindeki düğmeyi seçerseniz bu sizin kaçırma olasılığınızı düşürür. Gömleği hedef aldığınızda 5 santimlik bir hata yaptığınızda, hedef kaçmış olur, ancak düğmeyi hedef aldığınızda 5 santimlik bir hatada bile yine hedefi vurmuş olursunuz. Bu deyim filmde iki kez geçiyor. Birisinde Chris Kyle, BUD eğitimini tamamlayıp, 6 aylık keskin nişancı eğitimi sırasında, eğitmeni tarafından ona söyleniyor, diğerinde ise Chris Kyle tarafından Mustafa’ya çok uzak mesafeden hedef aldığı sırada. Bu tabir aslında ilk olarak, Patriot adlı filminde kullanılmıştı yıllar önce.

* AQI – al-Qaeda in Iraq kısaltmasıdır.

“Irak El-Kaidesi” diye çevirebiliriz. Günümüzde kendileri IS, ISI ya da ISIS (IŞİD) olmuş durumda ama filmin geçtiği tarihlerde halen AQI idiler. Zaten çok hızlı isim değiştiren bir örgüt, son 3 yılda üç kez isim değiştirdiler. Sene başına bir isim düşüyor. Seneye de başka isimleri olur, şimdikine çok alışmayalım bence.

* Marine

Amerikan Ordusunun Morine Corps adı verilen Deniz Piyadesi birliklerine deniyor. 6 aylık bir eğitim döneminin ardından usta asker oluyorlar. United States Marine Corps – Bu sınıf askerlere kısaca “Marine” deniyor. Bizim anlayacağımız deniz piyadesi bunlar.

* Muj

Mujahidi yani Mücahit yerine Amerikan Askerleri arasında kullanılan bir kısaltma.

* Ballsy

Argoda “taşaklı” anlamına geliyor, “cesur” veya “cesurca” diye de çevrilebilir ama tam karşılamıyor bu filmdeki kullanıma. Filmdekiler asker ve haliyle argo konuşuyorlar, “taşaklı atışlardı” der bir asker bir diğerine çok iyi atışlar yaptığını söylemek için.

*Blood Diamond – Kanlı Elmas
Kanlı elmas ya da kirli elmas. Savaş bölgelerinde kirli bir şekilde finanse edilen ya da kirli bir ekonominin finanse ettiği yollarla elde edilen elmas. Uğruna insanların ölmesine umursanmayan bölgelerde, birilerinin ölümü uğruna çıkarılıp ekonomiye dahil olan elmastır.

* CASEVAC
Casualty evacuation tabirinin kısaca söylenişidir. Biz buna tahliye diyebiliriz kısaca.
Amerikan ordusunda muharebe/çatışma alanından yaralı ya da ölü personelin çıkarılması işlemine denir. Bu hava yoluyla ya da karadan da yapılabiliyor. Önemli olan tahliyenin hızlı ve güvenli bir şekilde yapılması.

* DIA
Defence Intelligence Agency – ABD, Askeri İstihbarat Teşkilatı.

* Keyser Söze
“The Usual Suspects” adlı filmde Kevin Spacey‘nin canlandırdığı efsane karakterin adıdır.

QRF
Quick reaction force – Acil Müdahale Birimi
Amerikan Ordusunda, QRF ya da RRF (Rapid reaction forces) olarak adlandırılan çok özel bir acil müdahale gücüdür. Kurtarma, yardım, destek, tedarik gibi acil tüm zorlu görevleri üstlenen bir destek kuvvet anlayacağınız.

* Eid Al-Adha
Kurban Bayramı’nın Arapça’sı. Filmde Chris Kyle ve arkadaşları, bir operasyon sırasında evini kullandıkları bir Iraklı tarafından bayram akşamının yemeğine davet ediliyor.

* VA
Veteran Affair = Veteran İlişkileri
Ordudan gazilik, psikolojik travmalar ya da yaş haddiyle emekli olan personelinin, her türlü sorunu ile ilgilen bir resmi kuruluş. İçişlerine bağlı dairesi yani bakanlığı var. Pek çok hastanesi, rehabilitasyon merkezi, konuk evi, yardım ve bakım evleri var.

* Zales
Amerika’da çok ünlü bir mücevher firması. İnternet üzerinden de satış yapıyor, özellikle pırlanta yüzük hususunda çok tercih ediliyor orta sınıf Amerikalılar tarafından.

* Humvee
Amerikan ordusunun kullandığı jeeplerin adı.

* Glory

İngilizce’de 23 farklı anlamı olan kelimedir. Aslında hiçbirisi filmde kullanılan anlamını karşılamıyor. Marc Lee, İlahiyat Fakültesi tandanslı bir askerdi ve konuşmalarında seçtiği kelimeler diğerlerinden çok farklıydı. Onun kelimeleri, cümleleri genelde İncil referanslı oluyor. Yeni Ahit’te en çok geçen kelimelerden birisi de “Glory” kelimesidir. Buradaki “Glory” de yine Yeni Ahit’ten geliyor. Bu yüzden hangi kelimeyi oraya koyacağım bilemedim. Glory, tanrısal bir ihtişama işaret ediyor. Zaten Yeni Ahit’te bahsi geçen Tanrı’nın vasıflarından da birisidir. Tanrı’nın vasıflarından, Tanrı’nın yaptığı işlerde görülen vasıflardan birisi.

* No Bueno
İspanyolca ; “iyi değil” ,”hiç iyi değil” anlamına gelir ve Amerikan argosunda da aynı anlamla kullanılıyor. “Bu hiç iyi olmadı” demenin daha kısa ve argo hali.

* Punisher – Cezalandırıcı
Filmin bir yerinde (Dördüncü Tur’un hemen başında) Chris Kyle, bu ismi kendilerinden olanlar için kullanıyor. Marvel karakteri olan Punisher da SEALs tandanslıdır, yani karakterin hayali özgeçmişinde SEALs vardır. Bu yüzden SEALs arasında kendilerini Punisher diye adlandırma eğilimi oluyor. Kendilerine sıklıkla Punisher diyorlar. Zaten Chris Kyle’ın takımının hem kıyafetlerinde, hem araçlarının üstünde Punisher logoları var filmde de göreceğiniz ya da gördüğünüz gibi.

* ETA
Estimated time of arrival – Tahmini varış zamanı.

* asap
As soon as possible = İvedi ya da çok acele.

* Footboll bat
Eski bir American argosu. Özellikle askeriyede kullanılıyor. “Fena sıçmak” gibi bir şey veya “çok feci çuvallamak”.

* skylanders
Bir video oyunudur. Ben hiç oynamadım ama dünya çapında popüler bir oyun.

* Hooyah
Amerikan argosudur. Aslında bunu duyduğunuzda direkt “savaş çığlığı” akla gelmelidir. En çok bu anlamda kullanılır. Diğer taraftan özellikle SEALs lûgatında “emredersiniz, anlaşıldı, evet amk, haklısın, baş üstüne” gibi söylediğiniz kişiye ve yere göre değişen anlamlara geliyor.

* HadjiSheikhMujahidi = Hacı – Şeyh – Mücahit

Amerikan ve İngiliz askerleri için Irak ve Afganistan’daki erkek nüfusun çocuk olmayanlarının üç türü! Özellikle Amerikan askerleri için çocuk değilseniz ve bu iki coğrafyadan birinde yaşıyorsanız, son olarak kıyafetleriniz de yerel ise;
1 – Hacı olabilirsiniz, yani savaşçı olmayan ama yine de tehlike arz edebilecek erkek.
2 – Şeyh olabilirsiniz, yani 50 yaş üzeri silah taşımayan, ancak halkın saygı duyduğu “genelde” barışçıl erkek. Tabii Amerikan askerleri için, bunlar da güvenilmez.
3 – Mücahit olabilirsiniz, ki bu da savaşçı olduğunuz anlamına geliyor, bu da sizin %100 tehlike arz ettiğiniz anlamına geliyor.

 

488 total views, 1 views today

Author: Savaş Eroğlu

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This